17 Tem 2008

.good times gonna come.

ben mi çok istekliydim yoksa karşımdaki mi çok isteksizdi işini benimle paylaşmaya, bilemiyorum. ama 1 aydır günden güne kendimi duymaya hazırladığım kelimeleri duldum bugün karşı taraftan. "sen hiç çalışmıyosun" ilk kez makina tutukluk yapmadı ve "sen de hiç iş vermiyorsun" diye karşılık verdi. dilimin ucuna kadar geldi lafı da gerçekmiş. mutlu sonla biten filmlerin sonrasındaki kavgaları merak etmem gibi dilimin ucuna kadar geldi lafının sonrasında söyleneni de merak ederdim hep, sonunda duymuş, söylemiş oldum, sanırım rahatladım. ama durumda bir değişiklik yok tabi. artık sıkıntım yüzümden okunuyor oflayıp poflamama ya da deli gibi ordan oraya volta atmama gerek yok belli etmek için. bugün de bitti. 1 aydır ilk kez ofisten çıkar çıkmaz bugün eve gitmek için hangi yolu kullansam acaba diye düşünmedim. normalde gereğinden fazla seçeneğim var ;
- tünel, vapur, otobüs (x2)
-füniküler, vapur, otobüs
-otobüs, minibüs
-füniküler, otobüs
-otobüs, otobüs... seçmek zorunda olmak, seçim yapmaya üşenmek, 200li yıllarda hani uçan arabalar olucaktı diye düşünmeye başlamak.. düşünürken zamanın ilerlemiş olduğunu farkedip seçeneklerden 2sini mecburiyetten elemek.
sadece yürüsem mesela. bugün ofistekilerden biri evine silgi almaya gitti. ben de ilkokulda tuvaletim geldiğinde eve giderdim. en sevdiğim film geleceğe dönüş. keşke gerçek olsa. 
sonra eve dönüş yolunda bütün minibüslerin üzerinde aynı yerden geçtiği yazarken aslında oralardan geçmediğini acı bir şekilde öğrenmek ve alakasız bir yerde yarım saat otobüs beklemek. acısız ölüm isteyenleri şimdi anlıyorum sanırım.

sınanıyorum.
derin nefes alıyorum. bekliyorum.
yine sınanıyorum. 
bu sefer nefesimi tutuyorum. süresiz. içinden konuşmayı içinden nefes almaya çeviriyorum. işe yaramıyor.

çok umutluyum. gereğinden fazla.

2 yorum:

narthex dedi ki...

parklarda ya da evin halısının üzerinde ama bir şekilde oynayan çocukları izledin mi hiç? kahkahalarla gülerken birdenbire kriz halinde ağlamaya geçerler. o her an ağlayabilir halleri o kahkahaların neresinde nasıl gizlidir hiç bilinmez. gülmekle ağlamak kardeştir ya, ondan işte.

rexter dedi ki...

Ev halısının üzerindeki çizgileri yol olarak düşünüp, oyuncak arabalarımı parkederken de, halının üzerindeki geniş yuvarlaklara iskambilden çok katlı evler yaparken de hep aynı hissiyata sahiptim. Dikkat. Odaklanmak her şeyden önemliydi ve sevgili narthez, sevgili stajyer; dikkatten kahkaha veya ağlamaya vaktim kalmazdı. Ta ki mutfağa giden bir annenin rüzgarıyla çok katlı evlerim yıkılana, park halindeki araçlarım dağılana dek. Ben hiç kahkaha atamadım...